bizim çocuklarımız için...

Deprem bu coğrafyanın kaderi değildir; gerçeğidir. Ve gerçeklerle yüzleşmenin yolu korkmak değil, teknik olarak doğru soruları sormaktır.

Bugün şehirlerimizin büyük bir kısmı aktif fay zonlarına yakın bölgelerde yer alıyor. Türkiye’nin yaklaşık %90’ı deprem tehlikesi altında. Ancak asıl mesele, depremin olup olmayacağı değil; bizim yaşadığımız yapının o sarsıntıya nasıl tepki vereceğidir.

Çünkü deprem öldürmez.
Dayanıksız bina öldürür.


Önce Yaşadığınız Yapının Kimliğini Öğrenin

Bir binanın güvenliği, kimliğinde saklıdır. İlk sorulması gereken soru şudur:

Bu yapı hangi yönetmeliğe göre inşa edildi?

  • 1998 öncesi yapılar eski deprem yönetmeliklerine tabidir.

  • 2007 Deprem Yönetmeliği performans esaslı yaklaşıma geçmiştir.

  • 2018 Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği (TBDY) ise çok daha detaylı zemin sınıflandırması ve taşıyıcı sistem tasarım kriterleri getirir.

Eğer binanız 1999 öncesi yapıldıysa, büyük ihtimalle:

  • Beton sınıfı düşük (C14 – C16 gibi),

  • Etriye aralıkları yetersiz,

  • Donatı detaylandırması zayıf,

  • Süneklik kapasitesi düşük olabilir.

Bu bir kesin hüküm değildir; ama ciddi bir risk göstergesidir.


Taşıyıcı Sisteme Yakından Bakın

Bir yapının güvenliği, taşıyıcı sistem performansına bağlıdır. Kolonlar, kirişler, perdeler ve döşemeler yapının iskeletidir.

Şu belirtiler ciddiye alınmalıdır:

  • Kolonlarda diyagonal (çapraz) çatlaklar

  • Kiriş-kolon birleşim noktalarında ayrışma

  • Beton örtü tabakasının dökülmesi (spalling)

  • Donatıların (inşaat demirlerinin) açığa çıkması

  • Donatıda korozyon (paslanma)

Özellikle bodrum kat kolonları kritik önemdedir. Çünkü yapı yükleri temele buradan aktarılır. Eğer burada kesit kaybı oluşmuşsa, taşıma kapasitesi ciddi şekilde düşer.

Unutmayın:
Beton basınca çalışır.
Çelik çekmeye çalışır.
Donatı korozyona uğradığında sistemin sünekliği azalır ve ani kırılma riski artar.


Yumuşak Kat (Soft Story) Riski

Zemin katta dükkan, otopark veya geniş açıklıklı kullanım varsa, üst katlara göre daha zayıf bir kat oluşabilir. Buna yumuşak kat düzensizliği denir.

Deprem anında:

  • Rijitlik farkı oluşur,

  • Kat ötelemesi artar,

  • Göçme genellikle zemin katta gerçekleşir.

1999 depreminde ve son yaşadığımız büyük depremlerde bu tip göçmeler çok sık görülmüştür.


Zemin, Her Şeydir

Bir bina ne kadar sağlam yapılmış olursa olsun, eğer zemin kötü ise risk büyür.

Şu zemin türleri dikkatle incelenmelidir:

  • Alüvyon zemin

  • Dolgu alanlar

  • Eski dere yatakları

  • Yüksek yeraltı su seviyesi olan bölgeler

Zemin sınıfı (ZC, ZD, ZE gibi) binanın deprem ivmesine maruz kalma düzeyini doğrudan etkiler. Yumuşak zeminlerde büyütme etkisi (amplifikasyon) meydana gelir. Yani deprem dalgaları zeminde büyüyerek yapıya daha şiddetli yansır.

Bu nedenle sadece beton testi yeterli değildir.
Mutlaka zemin etüdü raporu incelenmelidir.


Risk Analizi Yaptırırken Neye Bakılmalı?

Bugün birçok bina için “deprem dayanıklılık testi” yapılıyor. Ancak çoğu zaman sadece karot alınarak beton basınç dayanımı ölçülüyor.

Oysa kapsamlı bir değerlendirme şunları içermelidir:

  • Karot numunesi ile beton dayanımı

  • Donatı tespiti (röntgen cihazı ile)

  • Kolon kesit ölçümleri

  • Taşıyıcı sistem projelerinin incelenmesi

  • Zemin etüdü raporu

  • Performans analizi (lineer veya non-lineer yöntemle)

Gerçek güvenlik, ancak performans analizi ile anlaşılır. Bu analiz, yapının “hemen kullanım”, “can güvenliği” veya “göçme öncesi” performans seviyesinde olup olmadığını ortaya koyar.


İmar ve Ruhsat Meselesi

Bir diğer kritik konu da şudur:

  • Yapı ruhsatlı mı?

  • Projeye uygun inşa edilmiş mi?

  • Sonradan kolon kesilmiş mi?

  • Kaçak kat eklenmiş mi?

Kolon kesilmesi, projeye aykırı tadilat yapılması veya kaçak kat çıkılması taşıyıcı sistem dengesini bozar. Deprem anında beklenmeyen davranışlara yol açar.


Gerçekçi Olalım

Eğer binanız:

  • 25–30 yaşın üzerindeyse,

  • Fay hattına yakınsa,

  • Yumuşak zemindeyse,

  • Taşıyıcı sisteminde hasar belirtileri varsa,

Lütfen beklemeyin.

Kentsel dönüşüm bir lüks değildir.
Güçlendirme bir masraf değildir.
Bunlar, geleceğe yapılmış bir yatırımdır.


Son Söz

Biz çoğu zaman “bize bir şey olmaz” diyerek yaşıyoruz.
Ama deprem matematikle çalışır, umutla değil.

Aile demek gelecek demektir.
Çocuk demek umut demektir.

Onların güven içinde uyuyabilmesi için;
kolonları, kirişleri, zemini ve projeyi ciddiye almak zorundayız.

Çünkü güvenli bir yapı;
sadece betonarme bir sistem değil,
aynı zamanda vicdani bir sorumluluktur.

Çocuklarınız güven içinde uyusun diye…
Bugün teknik bir adım atın.

Hamdi ATLAMA
Kurucu Başkan
Sonsuz Yapı İnşaat

Leave a comment

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir