Kentsel Dönüşüm mü, Yoksa İçinden Çıkılmaz Bir Süreç mi?

Biz gerçekten sağlıklı ve güvenli yapılarda mı yaşamak istiyoruz?
Yoksa bir sonraki depremde en sevdiklerimizi toprağa vermeyi mi bekliyoruz?

Bu soru serttir.
Ama artık sormak zorundayız.

Türkiye bir deprem ülkesidir. Bu bir görüş değil, bilimsel gerçektir.
AFAD ve MTA verilerine göre ülke topraklarının yaklaşık %92’si deprem riski altındadır. Nüfusun %70’ten fazlası aktif fay hatlarına yakın bölgelerde yaşamaktadır.

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın çeşitli açıklamalarına göre ülkemizdeki yapı stokunun yaklaşık %60-65’i riskli veya dönüşüme ihtiyaç duyan kategoridedir.

Bu tablo ortadayken hâlâ dönüşümü tartışıyor olmamız düşündürücüdür.


Yasa Var, Süreç Neden İşlemiyor?

Kentsel dönüşümün hukuki zemini 2012 yılında yürürlüğe giren:

6306 Sayılı “Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun”

ile oluşturuldu.

Ama uygulamada karşılaştığımız temel sorunlar şunlardır:

  • Hak sahipleri arasındaki anlaşmazlıklar

  • Açılan iptal davaları

  • Yoğunluk artışı olmayan bölgelerde finansman yetersizliği

  • Uzayan ruhsat ve proje onay süreçleri

  • Bürokratik incelemelerdeki gecikmeler

Yasa zaman içinde revize edildi, çoğunluk oranları değiştirildi (örneğin riskli yapılarda 2/3 çoğunluk düzenlemesi), ancak uygulamadaki tıkanıklık hâlâ devam ediyor.

Kâğıt üzerindeki yasa ile sahadaki gerçek arasında ciddi bir fark var.


En Büyük Üç Engel

Sektörün içinden biri olarak kentsel dönüşümü yavaşlatan üç temel başlık görüyorum:

1️⃣ Hak Sahipleri Çatışması

Bir binada oy birliği sağlamak neredeyse imkânsız hâle geldi.
Mülk sahipleri binayı yaşam alanı olarak değil, maksimum kazanç aracı olarak görmeye başladığında süreç kilitleniyor.

2️⃣ Finansman Gerçeği

Birçok bölgede arsa doygunluğa ulaşmış durumda. Ek yoğunluk verilmediği için dönüşüm projeleri neredeyse tamamen yeniden finansman gerektiriyor.
Bugünkü enflasyon ortamında, artan kredi faizleri ve gelir seviyesinin düşmesi nedeniyle vatandaşın bu yükü tek başına taşıması mümkün değil.

3️⃣ Bürokratik Süreçler

Ruhsat, proje onayı, teknik inceleme, zemin etüdü, komisyon kararları…
Elbette işini hakkıyla yapan kamu görevlilerini tenzih ederim. Ancak süreçlerin hızlanması gerektiği de bir gerçektir.

Deprem riski olan bir ülkede zaman, en değerli unsurdur.
Kaybedecek bir dakikamız bile yok.


Enflasyon ve Yaşam Zorlukları

Bugün Türkiye’de:

  • İnşaat maliyet endeksleri son yıllarda ciddi artış gösterdi.

  • İşçilik giderleri, malzeme fiyatlarının üzerinde yükseldi.

  • Konut kredisi faizleri yüksek seviyelerde.

  • Hane gelirleri enflasyon karşısında zorlanıyor.

Vatandaş temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanırken dönüşüm için ilave finansman üretmesi kolay değil.

Bu nedenle devlet destekleri, faiz sübvansiyonları ve teşvik mekanizmaları hayati önem taşıyor.


Sorumluluk Kime Ait?

Eğer bugün yapı stokumuzun %60-65’i dönüşüme muhtaçsa, burada sadece müteahhitleri suçlamak kolaycılıktır.

Evet, sektörümüzde işi bilmeyen, etik davranmayan kişiler oldu. Bu gerçektir.
Ama sistemsel sorunları görmeden yalnızca üreticiyi hedef almak çözüm değildir.

“Çürük malzeme yoktur; çürük sistem vardır.”

Plansızlık, denetimsizlik ve kısa vadeli kazanç hırsı bizi bu noktaya getirdi.

Gelişmiş ülkelerdeki yapıların neden bu kadar dayanıklı olduğunu sorgulamalıyız.
Orada sistem işler. Denetim çalışır. Ahlaki ve teknik standartlar tavizsiz uygulanır.


Ahlaki Dönüşüm Olmadan Fiziki Dönüşüm Olmaz

Ne kadar yasa çıkarırsanız çıkarın,
Ne kadar beton dökerseniz dökün,

Eğer:

  • Binaya yatırım gözüyle bakmaya devam edersek,

  • Kısa vadeli kazancı öncelemeyi sürdürürsek,

  • İşçilik kalitesinden taviz verirsek,

sonuç değişmez.

Önce bakış açımızı dönüştürmeliyiz.

Bina bir emtia değil, yaşam alanıdır.
O binada çocuklarımız yaşayacak.
O binada geleceğimiz büyüyecek.


Çözüm Adımları

Kentsel dönüşümün hızlanması için:

  • 6306 sayılı kanunun uygulama süreçleri sadeleştirilmeli

  • Riskli yapı kararlarında yargı süreçleri hızlandırılmalı

  • Devlet destekli uzun vadeli düşük faizli finansman sağlanmalı

  • Vergi ve harç teşvikleri artırılmalı

  • Ruhsat ve proje onay süreçleri dijitalleştirilerek hızlandırılmalı

  • Yapı denetim mekanizmaları daha sıkı uygulanmalı

  • Müteahhitlik yeterlilik sistemi daha disiplinli hale getirilmeli

Ve en önemlisi:
Toplum olarak dönüşümü bir kazanç projesi değil, bir hayatta kalma projesi olarak görmeliyiz.


6 Şubat Gerçeği

6 Şubat 2023 Kahramanmaraş merkezli depremler, bize çok ağır bir bedelle gerçeği hatırlattı.

Dayanıksız yapıların sonucu yalnızca ekonomik kayıp değildir.
Telafisi olmayan can kaybıdır.

Bu vebal unutulmamalıdır.


Son Söz

Kentsel dönüşüm bir seçenek değildir.
Bir tercih değildir.
Bir zorunluluktur.

Biz sağlıklı yaşamak istiyor muyuz?
Yoksa bir başka depremde yine kayıplar mı vereceğiz?

Cevap nettir.
Ama artık karar verme zamanı gelmiştir.


Hamdi ATLAMA
Kurucu Başkan
Sonsuz Yapı İnşaat

Leave a comment

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir